28 Mayıs 2012 Pazartesi

4. GÜN KÖLN VE BRÜKSEL.

Açıkça söylemek gelirse Almanya'yı bu kadar beğeneceğimi düşünmemiştim.
Ennnn güzeli çook temiz, çok düzenli ve çok yeşil.
Ama bizim gibi rahat insanlar için temizlik, yeşil kabul de, düzenn ve onun getirdiği kurallar biraz ağır geliyor.
Her yerin saat 8 de kapanması yani 20:00'da şok olduk.
Pazarların da restaurant, cafe ve bar dışında her yerin kapalı omasıda çok garip geldi.
İşte o biraz sıkıcı ve saçma.
Burda çalışan inşanlar gece dışarda:)
Pazar her yer fullll..
Neyse yinede çok beğendim.
Köln'de frankfurt'ta gezdiğimiz kadar çok çok gezemedik ama ben DOM kilisesine bayıldım...
O nasıl bir işçilik o nasıl bir tasarım, çizim uğraş düşünemedim ki nasıl yaptılar..
Fotograflar gerçeği kadar etkili olmayacağının farkındayım ama yinede bir fikir.
Hem şunu söylemek gerekirse



Fotoyu daha düzgün germek için lütfen üzerine tıklayın :)
Birde oğluşumun patiklerine bakın :)



Her m2 değil her cm2 işçilik.









Babası :)






Hardal tarlaları fotografta o kadar güzel gözükmüyor olabilir ama sapsarı bir tarlayı düşününce
birde çıplak gözle gözükünce çok güzel oluyor.



                     Ve yine yollara düştük Köln'den Bruxelles'e

 
              
Otobanda sandviç molası :)




                                          
PAMUK PRENSİM:)

Brüksel'e Adımımı Böyle Attım Ve Bayıldımmmmmm.


Gezdik, gördük, geldik ve ben Almanya'yı, Belçika'yı ve Fransa'yı çok kıskandım.
Evet tamam bizimde çok kıymetli yerlerimiz var, tarihimiz var ama bişeyler eksik...
O duyguyu, ruhu artırmak yerine azartıyoruz, yaşamak yerine yok ediyoruz.
Tarihi binalarımızı yeni modern bina yapabilmek için kaza süsü verip yıkıyoruz.
Yine kazaymış gibi gösterip o güzelim ormanlarımı yok ediyoruz.
Sit alanlarını eğer iktidara akrabaysak görmüyoruz, bilmiyoruz, duymuyoruz satıveriyoruz.
Size bir gün Göcek'in yazısını yazıcam...
Fotograflarını atacağım, göreceksiniz 2B'ler, Ormanlar, ne hale geldi...
Bizimmm, benim, sizin koylarınızz kimlere gittti. Nasıl özel marinalar oldu bunu kabul edemiyorum.
 Ben, benim çocukluğumun geçtiği koya giremiyorum.
Çadır kurduğumuz koya çadır kuramıyorum...
vb. vb. vb.
size bunu yazacağım.












Ve bu vitrin bir önceki yayında yazdığım gibi
Almadığım bir çok şeyden dolayı kendime kızdığım bir aksesuar mağazası.
Aklınıza gelebilecek ve gelemeyecek bir çok renk renk şirin şeyler mevcut ve ben o hengemeyle unuttum.
Ve bunun için kendime çok çok kızıyorum.



                                                   Velasıl Belçika & Brüksel'de burada bitti.
yine düşelim yollara ve gidelim
Fransa'ya Aşıklar Şehri Paris'e..
Hadi Bakalım...

2 yorum:

  1. Kesinlikle Köln favori sehirlerimdendir Almanya'da hatta Avrupa'da nehri olsun dom olsun meu market olsun hepsi harikadir kesinlikle harika bı secim gezmek için Brüksel'de gezmek için. Guzelbence ama yasama kısmı okalar eğlenceli olmaya bilim belcika da... Neyse beni gezdirdin getirdin harika oldu Allah icine sindirsin ;))))))



    Begumyagci.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oh Oh Amin diyorum :)) Aslında gerçekten çok güzeller, çok düzenliler, temizler vb vb ama dediğin gibi kurallar ve düzen bizim yaşamımıza biraz baskıcı gibi geliyor ve eğlenceyi yitiriyor. Benim yazılarım posta posta oluyor bebekten dolayı ama fransa yolda yine gel bloga gezelim :))
      nice niceleri sana bana :)

      Sil